12 Aralık 2010

Rektöre açık mektup

Kapıları halka açalım

From: Akif Eyler
Date: 2010/12/12
Subject: Kapıları halka açalım
To: Zafer Gül



Sayın Rektörüm,

Bir sorunu çözmek için bazen en iyi yol, hiç beklenmedik bir hamle ile arkadan dolaşmaktır. Endüstri mühendisliği tarihinde, 100 sene önce Ford'un ekonomik çöküntü karşısında yaptığı ücret zammı unutulmaz bir örnek olarak okutulur.

Deneme olarak, bir kampüste kapı giriş denetimini kaldıralım, "Öğrencimize güveniyoruz" sloganı ile halka açalım. Hem halk ile elit kesim arasındaki aşılmaz duvarı alçaltmış, hem de öğrencilerde yükselen tansiyonu indirmiş oluruz.

Bu kapılarla ve duvarlarla -Bologna sürecini kağıt üstünde geçsek de- Avrupalı olamayız. İnanıyorum ki bir gün kapıları açmakla kalmayacak, duvarları da yıkacağız. Gelin, bu hamleyi ilk başlatan yönetim biz olalım.

Saygılarımla,

_Akif_Eyler_



[Henry] Ford astonished the world [with a] "shot like a blinding rocket through the dark clouds of the present industrial depression." ... Ford announced his program in 1914, raising the minimum daily pay from $2.34 to $5 for qualifying workers. (Using the consumer price index, this was equivalent to $111 per day in 2008 dollars.)
http://en.wikipedia.org/wiki/Henry_ford

11 Aralık 2010

Nüfus cüzdanından çipli karta

Resmi soyadım "Eğler" olduğu halde, neden "Eyler" kullanıyorum? TC kimlik belgeleri üstünden anlatayım. Önceleri "Devleti Aliyye-i Osmaniyye Tezkiresi" adıyla kullanılan kimlik belgesi, 1926'da defter biçiminde "Nüfus Hüviyet Cüzdanı" olmuştu, örnek birkaç sayfasını aşağıda görebilirsiniz. Cüzdan 1976'da tek sayfalık bir belgeye dönüştü, şimdi de çipli kart olması planlanıyor.

Cumhuriyet döneminde verilen nüfus cüzdanları, 10x14 cm boyutunda 32 sayfadan oluşmaktaydı. Kurşuni renkli kapağı olan bu defterlerde kimlik bilgilerinin yanında, askerlik yoklamaları, askerlik hizmet detayları, yer değiştirme kayıtları ve medeni hal değişiklikleri gibi pek çok bilgi ayrı sayfalarda tutuluyordu. Biz görmedik, savaş yıllarında verilen ekmek, şeker ve gaz karneleri de bu cüzdanlara işlenirmiş.

Kimlik belgesi 30 yıl hatalı kaldı

1953'te benim için alınan cüzdanda, hiç kimsenin önem vermediği bir hata vardı: Soyadım okunuşuna uygun olarak "Eyler" şeklinde yazılmıştı. Ama ben aileme uyarak Ğ harfi ile yazıyordum. Lisenin son sınıfında müdür fark etti ve beni azarladı: "Lise mezunu olacaksın, adını yanlış yazıyorsun!" Haklıydı, çünkü resmi belgede Y harfi vardı. Karaman nüfus kütüğünde Ğ ile yazıldığını nerden bilsin...

Sonraki 15-20 sene hatalı cüzdana uyarak Y harfi kullandım, bütün resmi kağıtlarda (ehliyet, pasaport, banka, tapu, vergi) soyadım "Eyler" olarak yazıldı. Daha önemlisi, akademik kimliğim (diploma, konferans, makale, e-mail) de o şekilde belirlendi. Mernis projesi ile veriler merkeze alınıp tek sayfa cüzdanlara geçilirken hata düzeltildi, "Eğler" oldum, ama bütün belgelerim Y ile yazıldığı için soyadım öyle kaldı.

1976'da tek sayfalık tasarımla cüzdanlar çok basitleşti, kimlik dışındaki bütün bilgiler kaldırıldı. Kadınlar için pembe, erkekler için mavi renkli kartlar kullanıldı. Adı ve soyadı aynı olan kişileri ayırd eden TC kimlik numarası eklendi:

1980'lerde aldım, 2006'da yenilendi

En baştaki resimde görüldüğü gibi, eski cüzdanları imha etmediler, "askerlikte geçerlidir" kaydı ile bize geri verdiler. Yıllık yoklamalarda yine onları kullandık. Defter halindeki nüfus cüzdanlarında askerlik hizmeti önemli bir yer tutuyordu:

Askerlik bilgilerinden bir parça

Çipli Kartlar Ufukta

Yıllar geçti ve banka kartlarına benzer e-kimlik konusu gündeme geldi. Kimlikleri vermekle görevli olan NVİ (İçişleri Bakanlığı), teknolojiyi uygulama tecrübesi olan UEKAE ile bir proje başlatmıştı. TÜBİTAK danışmanı olarak bir yıldır bu projede çalışıyorum. Altı ay önce, Mühendislik Fakültesi elemanları ile e-kimlik konusunda bir toplantı düzenlemiştim:

Fakülte içindeki bu toplantıdan önemli bir katkı çıkmadı.


Bir Yıl Sonra -- 2011

TÜBİTAK Başkanı Nüket Yetiş görevden alınınca danışmanlıktan ayrıldım. Sanırım projemiz de sonuçlanmadı, Bakanlık sorunu kendi imkanlarıyla çözmeye karar verdi. Büyük emeklerle hazırlanan proje raporları çöpe atıldı. Devlet işlerinde süreklilik esastır, çipli kart konusunda öyle olmadı.

6 Yıl Sonra -- 2017

NVİ bütün sorunları çözerek TC kimlik kartlarını dağıtmaya başladı: https://nvi.gov.tr/tc-kimlik-karti

Çipli kimlik kartı kullanımda --
Doğum yeri artık yazılmıyor!


Uzun Zaman Sonra -- 2022

Yeniliklere alışmak kolay olmuyor, nihayet çipli kartımı aldım!

3 Aralık 2010

Düzgün Altıgen

Kağıttan kare ve düzgün beşgen yapmak hiç zor değil. Konu eşkenar üçgen ve düzgün altıgen olunca iş biraz karmaşık. Boyunun enine oranı (aspect ratio) √3 olan bir dikdörtgen gerekiyor.


1. Yarım A4 boyunda bir kağıdı uzun kenarı boyunca dört eşit şerit halinde katlayıp açalım.

2. Şeritlerin biri fazlalık, ama onu kesmeden önce şekilde gösterilen işlem gerekiyor. Bir köşesi sabit kalmak üzere, diğer köşeyi tam ortadaki kat izine getirince, istenen 30 derecelik açı elde edilir. Fazla şeridi keselim.


3. Katlamaya devam ediyoruz, eşkenar üçgen ortaya çıkıyor.

4. Üçüncü katlamadan sonra bir şerit daha keserek istenen boyuttaki dikdörtgene ulaşıyoruz.


5. Karşılıklı iki köşeyi birleştirip iki yarım üçgeni katlayınca işte mükemmel bir eşkenar üçgen...

Bu yöntemi birkaç yüz kere uyguladıktan sonra, ilk 4 adımın çok gerekli olmadığını anladım. Cetvel ile ölçmeye razı olursanız, boyunun enine oranı 1.73 olan bir dikdörtgen kesip doğrudan 5. adımdan başlarsınız. Orta noktayı göz kararı değil, yine ölçerek bulacaksınız. Ölçmek origami kurallarına uymasa da, son üründe ortadaki gereksiz katlama izinden kurtarıyor.

6. Üçgenin üç köşesini, önceki katlama izlerini kullanarak (ya da ölçerek) orta noktada birleştirince, düzgün altıgen ortaya çıkıyor. Bu altıgenin bir origami işi sayılması için, üç köşesindeki minik üçgenlerin gizlenmesi gerekiyor. Gizleme işini bir resimle anlatalım:


Kağıdın önü ve arkası böyle görünüyorsa doğru iz üstündeyiz. Modüler origami kurallarına uyarak, fazlalıkları ceplerde gizliyoruz ve böylece kusursuz bir altıgen elde ediyoruz. Yapışkan kullanmadan...


Ortaya çıkan dik üçgene dikkat: Eşkenar üçgenin içinde düzgün bir altıgen yaptık, onun da içinde yarım eşkenar üçgen bulduk. Ya da boyunun enine oranı √3 olan bir dikdörtgenin yarısı... 60 derecelik açı bu oranı tanımlıyor.

12 Eylül 2009

Okul hayatımın ilk günü

Hayat çok çabuk geçiyor. Geçen geçiyor, tekrar geri gelmiyor. Hiçbir şey önceki gibi olmuyor. Uzun yolculuklar dertler ve dersler ile dolup taşıyor.  50 yıl öncesini hatırlayıp bugün ile kıyasladığımızda bu o kadar açık ki... Geçtiğimiz hafta, ilkokula gidişimin ellinci yıldönümü idi. O günden bazı hatıralar zihnimde kalmış. Bir elimde yepyeni çanta, annemin elinden tutup okula gidişin heyecanı, anneden ayrılıp öğretmeni tanımak, kendi yaşımda otuz kadar çocuk (ne çok kafa vardı, hepsi de birbirine benziyor!), çizgi çizmekle geçen ilk ders, düşüp dizimi kanattığım ilk teneffüs, yaramı saran öğretmenin müşfik elleri, koşarak eve dönüş, yorgunluk uykusu... İnsan en önemli olayları sadece bir kere yaşıyor, yaşarken kıymetini bilmek lazım.

Okulun ilk günlerinde, kalabalık sınıfın içinde iki yüz hemen seçilmişti. Beyaz kolalı yakasıyla Murat, ciddiyetin sembolüydü. Öğretmenin oğlu olmak ona ayrıcalık sağlamıyor, sorumluluk yüklüyordu. Yanında otururken kendimi daha güvenli hissederdim, çünkü Murat’ın sessizliği bir tür koruma duvarıydı. Nilgün ise, beyaz kurdelasıyla sınıfa renk katardı. Saçlarının arasından sarkan o kurdela, neşesinin bir işaretiydi. Murat’ın beyaz yakası ile Nilgün’ün beyaz kurdelası, benim için okulun ilk günlerinin hatırası oldu, biri düzeni, diğeri neşeyi temsil ediyordu. Elli yıl sonra, o iki küçük ayrıntı zihnimde canlı duruyor. Şu sırada ikisi de ABD'de yaşıyor: Murat Cleveland Clinic'de kardiyoloji uzmanı, Nilgün San Fransisco'da fizikçi... ikisi de üniversite hocası olmuş.

30 kişilik sınıftan çıkan 4 öğretim üyesi --
Hüseyin 4. sınıfta katıldı, ilk gün hatırası yok

Dönüp baktığımda elli sene hiç de uzun görünmedi. "Dün gibi" demeyim ama lisenin ilk günü, doktoranın ilk günü, hocalığın ilk günü, vb hepsi aynı uzaklıkta sanki. Birkaç yıl geçtikten sonra, hepsi bir sis perdesi altında muğlaklaşıyor. O günlerin acısını-tatlısını, elemini-lezzetini ne kadar uğraşsam hatırlayamam. Geriye bakınca akılda kalan o sisli hatıralar.

Öğretmenimin şefkati ile müdürün sertliğini kıyaslardım. Demir Bey kimseye sert davranmış değildi, ama heykel gibi duruşu ve yüz ifadesi ile bize korku veriyordu. Törenlerde yanında durduğu metal büstü onun heykeli sanırdım. Küçük aklımda o müdür, sert, demir, heykel, tören kelimeleri ile özdeşleşmişti. 

Okulumun bahçesini ve içini gezdiğimde, eskiyi hatırlatan en ufak bir işaret bulamadım. Ağaçlar dahil herşey değişmişti. Aklımda kalan o sisli hatıralara şükrettim. Çünkü hiçbirinin gerçekliği kalmamıştı. Elli sene hakikatte ne kadar uzun olsa, hatıralar aleminde kısacıktı.

 

24 Mayıs 2008

İİBTTM Açıldı

İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi:
Prof. Dr. Fuat Sezgin tarafından Gülhane Parkında açılan bu müze, İslam dünyasının 9. ve 16. yüzyıllar arasında astronomi, coğrafya, tıp ve mühendislik gibi alanlardaki bilimsel mirasını sergiliyor.


2007 yılında bu müzeye çok emek vermiştim... en az 50 kere müze binasına gittim, çoğunda uzun toplantılara katıldım, yüzlerce kağıt belge okudum, bunun birkaç misli e-mail yazdım, nihayet bu günü gördük, şükürler olsun.

Müzenin kuruluşu sırasında yaşadığım ilginç bir olayı anlatayım: Sürecin sonuna yakın bir akşam, ​Fuat Hoca ve Bakan önde, Danışma Kurulu arkasında, müzenin odalarını tek tek geziyoruz. Hoca "Şu şöyle olsun" diyor, Bakan tekrar ediyor: "Şu şöyle olsun," İlgililer not alıyor, sonraki odaya geçiyoruz. Bir noktada Hoca durdu ve Müzeyi düzenlemek için tam yetki istedi. Bakan biraz düşündü ve "Müzeyi düzenleme yetkisi tam olarak Fuat Hocanın" dedi. Hocanın cevabı ilginç: "Zaten benim olan bir şeyi bana verdiğiniz için teşekkür etmiyorum"


Müzenin açılış haberi, İstanbul Bülteninde

TÜBİTAK açısından olayların tarih sırası

25 Temmuz 2006, Nüket Yetiş'in IGAIW ziyareti (Frankfurt)

16 Eylül, Fuat Sezgin'in Marmara Araştırma Merkezini ziyareti

16 Aralık, Gülhane Parkındaki Has Ahırlar Bakanlığa devredildi

21 Aralık, Kerim Kar ve Akif Eyler'in IGAIW ziyareti (Frankfurt)

16 0cak 2007, Protokol imzalandı (Topkapı Sarayı) 

24 Mart, ULAKBİM içinde Fuat Sezgin Kütüphanesi açıldı 

10 Nisan, İlk parti kutular Kuala Lumpur'dan geldi

31 Mayıs, İkinci parti Frankfurt ve Kahire'den geldi

02 Haziran, Kutular açıldı (Gülhane Has Ahırlar)

09 Temmuz, Müzenin resmen ilk açılışı

24 Mayıs 2008, Başbakan tarafından hakiki açılışı


Protokole imza atan taraflar

Atilla Koç, Kültür ve Turizm Bakanı
    Müzenin işletmesi

Kadir Topbaş, İBB Başkanı
    Has Ahırların tahsisi

Nüket Yetiş, TÜBİTAK Başkanı
    Malzemenin satın alınması 

Engin Bermek, TÜBA Başkanı
    Gerekli bilimsel destek 

Fuat Sezgin, IGAIW Direktörü
    Malzemenin temini


Uygulama yetkilisi: M. Hilmi ŞENALP, Hassa Mimarlık

Müze Müdürü: Hayrullah CENGİZ, Kültür ve Turizm Bakanlığı

Müzenin tesisinde TÜBİTAK

Müzede sergilenen 600 kadar alet, cihaz ve maketin İstanbul'a nakliyesi ve sergilenmesi aşamalarında maddi desteği TÜBİTAK sağlamıştır. Müzenin kuruluş döneminde, sergilenen eserlerin bilimsel içeriklerinin hazırlanması ve tanıtılması için TÜBİTAK'ın akademik birikimi devreye girmiştir. Müze, Türkiye'de "Bilim Merkezleri" kurma vizyonunun ilk örneklerinden birisidir.

TÜBİTAK tarafından yapılan harcamalar: 500.000€

Bir görev daha sona erdi


Görevin 2006'da nasıl başladığını şurada anlatmıştım:
https://eyler.blogspot.com/2006/09/fuat-sezgin.html


Birkaç Resim (Şubat 2007)

Fuat Sezgin ve onarılan çeşme


Fuat Sezgin ve Süleymaniye

Fotoğraflar: Fulya Coşkun, TÜBİTAK 


24 Ocak 2007

İki Kareden Tek Kareye

Penrose, hakikat arayışını bin sayfalık bir kitap haline getirmiş: The Road to Reality. İçindeki fizik çok zor geldi, ama matematiğini sevdim, tanıdık kavramlarla başlıyor, mesela Pisagor teoremi. Ortaokul yaşlarında öğrenip de hayran kaldığım bu hakikatin neden doğru olduğunu o zaman çok merak etmiştim. Meğer yüzlerce ispatı varmış. Penrose bunlardan ikisini öyle vermiş ki, tekrar hayrete düştüm, yeniden hayran kaldım.

Bir bilmece ile başlayalım: Farklı boyda iki kare verilmiş, bunları düz çizgilerle kesip yeniden düzenleyerek büyük bir tek kare yapabilir misiniz? Aşağıdaki şekil, bunun nasıl olacağını kolayca gösteriyor:

Büyük kare üstünde a uzunluğunu işaretledikten sonra, iki kareyi yan yana koyalım. Birbirine dik iki darbe ile kareleri beş parçaya bölelim. Üç parçanın yerini değiştirerek büyük kare kolayca elde edilir.

En sağdaki üçgenin kenarları arasında a² + b² = c² eşitliğini göstermiş olduk. 2500 sene önce İyonya'da yaşamış Pisagor'un adını taşıyan bu teoremin yüzlerce ispatından en güzel ve basit beş tanesini buraya aldım.

Teoremin cebir-geometri karışık ispatları pek hoştur:

Soldaki şekilde, her üçgenin alanı ab/2 olduğundan, (a+b)² - 2ab = c² ifadesi bir hamlede sonuca ulaşıyor.

Sağda ise, (b-a)² + 2ab = c² eşitliği aynı sonucu veriyor.

Penrose'un verdiği ilk kanıt sadece geometri kullanıyor, cebir yok:

İki üçgeni ötelemek yeter, ne sayı ne de söz gerekiyor...

Pisagor teoreminin en güzel kanıtları bence benzerlik üstüne kurulmuş:

Düşey çizginin ayırdığı iki üçgenle, asıl üçgenin benzerliği çok açık.
Küçük üçgende p/a = a/c ==> a² = pc
Büyük üçgende q/b = b/c ==> b² = qc
İki tarafı toplayıp c = p+q olduğunu görmek yeterli.

Penrose'un verdiği ikinci kanıt da aynı benzerliği kullanıyor. Şekildeki üç üçgen benzer olduğu için, herbirinin alanı uzun kenarının karesi ile orantılı. Üçgenlerin alanları S1 + S2 = S olduğundan, a² + b² = c².

Buraya aldığım ispatları Euclid beğenip de kitabına koymazdı. Çünkü hiçbiri temel aksiyomlara kadar inen bir mantık zinciri değil. (Pisagor'dan 250 yıl sonra yazılan Elements isimli geometri kitabında temellere dayanan bir ispat mevcutmuş) Ama bu kanıtlardaki basitlik ve güzelliğe hayran kalıyorum.

Referanslar
The Road to Reality: A Complete Guide to the Laws of the Universe, Roger Penrose, 2004 Jonathan Cape 1094pp

Pythagorean theorem:
Wikipedia
Mathworld
Mathsisfun
Cut-the-knot


Bu yazı, 10 sene sonra başka bir yazı dizisinin çekirdeği oldu:
https://matemacik.blogspot.com/