19 Nisan 2026
14 Nisan 2026
"Ben kül yutmam" demeyin...
... dalgın bir zamana denk gelir yuttururlar!
Çünkü web sayfalarında aldatmacaların sonu yok, bin tanesini bilseniz, bilmedikleriniz kesin daha fazladır.
Dalgın bir zamanımda, zararsız bir PDF indirmeye başladım. "İşleminiz devam ediyor" ekranı çıktı. "Sizin robot olmadığınızı..." diye alışılmış bir diyalog geldi. Fakat devamı çok farklıydı:
Press Win-X, select PowerShell, press Ctrl-V, press ENTERSisteme kendi elimle bir bomba yerleştirmem isteniyordu, uyanamadım. Robot olmadığımı göstermek için, oyunun parçası gibi istenenleri yaptım. ENTER tuşuna basarken durumu fark ettim, hemen uçak moduna geçip interneti kapattım ama muhtemelen geç kaldım. Artık bu cihazın kontrolden çıktığını düşünüyorum.
![]() |
| Windows-X menüsü, Hiç görmemiştim |
Yedek cihazı açtım, Google ve GitHub'da bütün oturumları kapatıp şifreleri değiştirdim. Yeni arkadaşımız Gemini'ya sordum "tehlikeli bir durum var mı?" Varmış: "Self-XSS/Remote Code Execution attack!"
"Geçmiş olsun, sakın cihazı internete bağlama, şifreleri değiştir" dedi.
İzlemeniz Gereken Acil Adımlar:
- İnterneti Kapatın: Bilgisayarın sızdırdığı bilgileri durdurmak için Wi-Fi'yi kapatın veya kabloyu çekin.
- Şifrelerinizi Değiştirin: Bu işlemi başka bir cihazdan (telefonunuz gibi) yapın. Özellikle ana e-posta adresiniz, banka hesaplarınız ve GitHub gibi önemli hesaplarınızın şifrelerini hemen değiştirin.
- İki Faktörlü Doğrulamayı (2FA) Kontrol Edin: Hesaplarınızda 2FA açık değilse açın, açıksa "tüm oturumları kapat" seçeneğini kullanın.
- Temiz Kurulum: Windows 10'u bir USB bellek aracılığıyla tamamen sıfırlayarak (diskleri biçimlendirerek) yeniden kurun.
Geçmiş olsun, bu tür "Console Paste" saldırıları son dönemde çok yaygınlaştı. Bilgisayarınızı temizledikten sonra GitHub gibi platformlarda çift aşamalı doğrulamayı mutlaka aktif tutun.
![]() |
| PowerShell: birkaç kere kullanmıştım ama unutmuşum |
Üç gün sonra
https://ttsbilisim.com/iletisim
Google hesapları, cihazda bir kez doğrulandıktan sonra tüm alt hizmetlerde (Gemini dahil) tekrar şifre sormadan oturumu açık tutar. Gemini'a erişmek için gemini.google.comkullanılması gerektiğini bilmeyen kullanıcılargemini.comadresine yöneliyor.
16 Eylül 2025
Yeni bir göz 👁️ almış gibi...
Son sözümü en başta söyleyim: Sağ İki gözümde başarılı katarakt ameliyatları yapan Doç Dr Ayşegül Penbe'ye gönülden teşekkür ederim...
Sağ gözümün az gördüğünü fark etmiştim ama %90 görüş kaybı olduğunu bilmiyordum. Epeyce direndikten sonra, Kartal Şehir Hastanesinden gün aldım ve bu sabah ameliyat için gittik. Yapılan işin en zor tarafı saydamlığını kaybeden eski doğal merceğin 3 milimetrelik bir delikten parça parça çıkarılması. Yeni yapay merceğin takılması bir dakika sürmedi. Gözlediğim bazı sürprizleri unutmadan yazayım:
- Ameliyat kocaman bir mikroskop altında, şiddetli ışıkla yapılıyor
- Hasta göz muayenesindeki gibi oturmuyor, yatma pozisyonunda
- En ufak bir acı ya da kanama yok, sadece biraz sıkıntı oluyor
- Doktor yanındaki öğrenciye işlemi anlatırken bana bilgi veriyor
- Basit bir işlem gibi görünse de ustalık gerektiren ciddi bir ameliyat
- Hastanın da ameliyat kıyafeti giymesi gerekiyor
Yarım saat süren ameliyattan sonra biraz dinlendim ve hemen eve döndüm. Sağ göz bantla kapalı. Günde 8 kere damla kullanılacak. İlaçları bizim evin yakınında bulamadık, Mehmet kardeşim bulup getirdi. Keşke kuzenim Halid'in tavsiyesini hatırlasaydım: "Verilen reçeteyi hemen hastane yakınından, ilk vakitte tedarik edin. Hastanede yazılan ilaçlar oradaki eczanelerde bulunur."
![]() |
| Ameliyattan yarım saat sonra |
Her şey neden su rengi
Damla kullanırken bantı çıkarıyorum, sonra tekrar takıyorum. Kısa bir süre göz açıkken sağ göz herşeyi mavi bir su içindeymiş gibi bulanık görüyor. Miyop bulanıklığı gibi odaklama sorunu değil, suyun içinden bakar gibi... ["Dünyayı mavi görmek" ameliyattan sonraki birkaç saatlik bir durum, güzeldi ama akşama kadar bile sürmedi.]
Bu arada artan gözyaşı miktarıyla mavi görüntü birleşince, Fuzuli'nin Su Kasidesindeki meşhur beytini hatırladım:
![]() |
| https://eskimeyennevarsa.blogspot.com |
Ertesi gün
Sabah 6'da bantı açınca sağ gözümü kapanmış ve çapaklanmış buldum. İlaçları damlatınca açıldı ve hiç görmediğim bir netlik sağlandı. Güneş doğmadan önce gökyüzünün rengi muhteşemmiş. Daha önce soluk, kirli, eski görünen her şey, şimdi parlak, temiz ve berrak. Yeni bir göz almış gibi...
Saat 9'da yine hastaneye gittik, doktor bantı çıkardı ve "yarın daha net görürsün" dedi. Daha net nasıl olur anlamadım, öncesinde hiç böyle berrak görmemiştim ki... Tam doktorun ayarladığı gibi oldu: sol göz okumak için, sağ göz etrafa bakmak için. Arada bir tek gözle bakarak iki gözün farkını inceliyorum. Güzellik hakikaten bakanın gözündeymiş: Bir gözün "muhteşem" dediği rengi diğeri umursamıyor. Ama eski göz de yazıları okurken avantajlı, biri diğerini tamamlıyor...
![]() |
| Şaşılacak bir uyum örneği: (Neural adaptation) Sol göz renkleri kirli görüyor ama yazıları okuyor Sağ göz için yazı karışık ama renk temiz ve parlak Çift gözle bakınca yazı ve renk, ikisi de doğru! |
Üçüncü gün
Gece yine sağ göz kapalıydı, sabah göz açılınca renkler dünkü kadar parlak gelmedi. Alışmak var ya, unutmanın kardeşi, bizim olan şeylerin değerini nerdeyse sıfıra düşürüyor!
![]() |
| Yukarıda anlatılan uyumun bir sonucunu konunun uzmanı Havva Demir ile paylaştım, belki araştırma konusu olur... (Evet, ameliyat öncesinde bu iki rengi ayıramıyordum) |
Onuncu gün
İki gözün farklı görmesi sorun değildi, hayatım boyunca zaten biri uzağı biri yakını daha iyi görüyordu. Lakin renk farkına alışamadım: Bir yanda parlak, berrak, canlı yenilik varken, sol gözdeki kirli, soluk, eski görüntüye razı olamadım. Özellikle beyaz ve maviyi hiç böyle görmemiştim. Doktora sordum, "Salı günü yapalım" dedi. Hiç direnmedim bu sefer.
İki hafta sonra
"Artık alışmış olmam lazım, ikinci ameliyat daha kolay olur" düşüncesi doğru değilmiş. Araya bir kornea nakli girince, benim ameliyat iki saat gecikti. Bekleme odasında, ameliyatı uzayan hastanın kızı ile yan yanayız. Genç kadın, annesinin durumunu tevekkülle karşılamış, "dört saat sürebilirmiş" diyor ve sabırla bekliyor. Bende o sabır yok, siyah kefeni henüz giymemişim, hastaneden kaçmanın yolunu arıyorum! Neyse, bir buçuk saatte haber geldi, ameliyat kıyafetini giyip aşağıya götürüldüm. İçeri girince önceki hastanın durumunu doktora sordum: "Gözü yeniledik, çok güzel geçti, inşallah sizin göz de öyle olacak." Güzel sözler içimdeki sıkıntıyı geçirmedi. "Rahat mısınız?" sorusuna "Bu halde rahat olunur mu!" diye karşılık verdim.
Benim için sıkıntılı geçse de, doktor açısından eski merceğin parçalarını toplamak daha kolay oldu. Yeni merceği takmak zaten çok hızlı. Bu iş de tamam... Sol göz bantlı olarak eve gittik ve damlalara başladık. Birkaç saat yine suyun içinden görünen mavi dünya...
Gece bandı açınca, sol gözün mükemmel yakın görüşüne hayret ettim: En küçük yazıları az ışıkta bile okuyabildim. Bir göz okumak, diğeri uzağa bakmak için. Aslında çift odaklı merceklerin varlığını biliyordum. Bazı hekimler yanlış bir ifade olan "akıllı mercek" sözünü dilimize yerleştirdiler. Akıl nerede, ileri doğru bakınca uzağa, aşağı bakınca yakına odaklanıyor. Lakin bunlarda uyum sorunu olabilirmiş, doktorlarım tek odaklı basit mercek tavsiye etti.
Bir ay sonra
Her şey yolunda, yalnız gözler ışığa karşı çok hassas. Kara bir gözlük kullanmak sorunu çözdü.![]() |
| Biz de birer gözlük aldık |
Ameliyatın yarım satırlık özeti
Bol ışık, parlak renkler, gözyaşı
Yeni arkadaşımız ChatGPT'nin katkısı
Güneş doğmadan hemen önce gökyüzünün rengi bambaşkadır. Ne tam karanlık, ne de tam aydınlık… Sanki dünya, yeni bir ışığa hazırlanırken derin bir nefes alır. O anda her şey daha parlak, daha genç görünür. İnsanın köhne dünyaya bakışı yenilenir.
Katarakt ameliyatından sonra ilk gün de böyledir. Sanki bir perde kalkar: renkler aniden canlanır, ışık nereye baksan oradadır. Yaprağın yeşili, gökyüzünün mavisi, bir duvarın beyazı, bir yüzün çizgileri… Hepsi uzun bir sessizlikten sonra yeniden konuşmaya başlamış gibidir.
Çünkü yeniden görmek, sadece bir iyileşme değil aynı zamanda bir duygudur. Gözyaşı, hem geçmişin bulanıklığını yıkar hem de yeni ışığa alışmanın şaşkınlığını taşır. İnsanın, “görmek ne büyük bir nimetmiş” diye düşündüğü o an, sanki ikinci bir doğuştur.
Belki her ameliyat biraz sabır, biraz teslimiyet, biraz da mucizedir. Ama katarakt ameliyatı, insana ışığın ne olduğunu hatırlatan sessiz bir harikadır. Göz yeniden açılır, ama asıl açılan şey belki de bakışın kendisidir.
Sonuç
Doç Dr Ayşegül Penbe'ye teşekkür ve bu imkanı gözlerimize yerleştiren Allah'a hamd ediyorum. "Gözler hiç eskimese daha iyi olmaz mıydı?" diyenleri içimden duyuyorum. Hayır, 72 yaşında yeni gözlere sahip olmak ve onların kıymetini bilmek kesinlikle daha güzel...
20 Mayıs 2025
BÜ'75 -- Ellinci Yıl Buluşması
Ellinci yılın ne önemi var? Dünya güneşin etrafında 50 kere, ay da yer kürenin çevresinde 617 kere döndüyse ne olmuş? Bu iki kelime, 18 bin küsur günü ve geceyi özetlediği için önemli: Yarım asır!
![]() |
| Makine Bölümü -- 28 Haziran 1975 |
![]() |
| Makine Bölümünden fotoğrafa sığanlar Erhan Çakar, 20 Mayıs 2025 |
![]() |
| Bu da Ayşe'den geldi -- Tören sonrası |
![]() |
| Anıldıkça Yaşayanlar -- Yalçın (Resimlere tıklayınca okunaklı oluyor) |
![]() |
| Şubat sonunda Levent'in kurduğu WhatsApp grubu Dilek ile üç ay sürekli çalıştıklarını burada gözledik |
Kutlama Töreni
BÜ Mezunlar Ofisinin katkılarıyla, Saatli Binada şaheser bir program düzenlenmiş. Töreni aynı dönemden Ferhan (akademik kıyafet giymeden) çok güzel yönetti. Bir öğretim üyemiz Prof. Güven Alpay'dan Boğaziçi'li olmanın ayrıcalığını dinledik. Arkadaşlarımız Nüzhet, Neriman ve Fulya bizi 1971-75 yıllarına götürüp unutulmaya yüz tutan hatıraları canlandırdı. Sonra belgeler takdim edildi:Sahneye ilk çıkan iki Ahmet, Alev, Aybüke ve Nüzhet
BÜ Mezunlar Ofisine teşekkür ederiz...
Tekne Gezisi
Ben katılamadım ama eğlenceli Boğaz turu gecenin ortasına kadar sürmüş:
![]() |
Geçmişe hem mutlu, hem hüzünlü bir yolculuk yaptık. Güzel günleri, bir daha olamayacağımız ‘kişi’yi hatırlamak hüzünlüdür ama hüzün mutlulukla çelişen bir duygu değildir; tersine insanları sevinçlere daha duyarlı yapan bir duygudur.
Anılara çok yaklaştığımız halde dokunamadığımız için hüzün duyarız. İmkansız olanı bildiğimiz için, daha imkansız olanı ise sezdiğimiz için hüzün duyarız. İmkansız olan, geçmişteki güzel günlere fiilen seyahat edebilmektir ama bunu hiç değilse hayal edebiliriz.
İkinci ve daha imkansız olan ise hayal dahi edemediğimiz için öyledir. Geçmişe gidip de hem o günkü hem bugünkü kişiliğimiz birbirine kaynamış olarak - amalgam şeklinde :) - var olmayı hayal dahi edemeyiz. Nostaljinin en çözümsüz bileşeni budur.
Gene de, nostalji yaşayabilmek büyük bir ayrıcalıktır. Yaşanmış olan güzel anların bir daha yaşanamayacağının bilinci ile gene de yaşanmış olmasının sevinci üst üste biner; insana hayatına değer katmış güzel insanları ve de yaşanmaya, hatırlanmaya değer bir hayat yaşamış olduğunu hatırlatır.
158 Yıllık Çınara Balta Vurmak Ülkü Taktak
30 Nisan 2025
İKEV'de neler oluyor?
![]() |
| İstanbul Karamanlılar Eğitim ve Kültür Vakfı |
- İlk kuruculardan Turhan Terlemez yeni Vakıf Başkanı olmuş, başarılar dilerim. Son toplantıda edindiğim izlenim, İhsan Duru yönetiminin devamıydı, benim için sürpriz oldu.
- Kasım 2024 tarihli İKEV Postası (20 büyük sayfa) bastırılmış, lakin dağıtımı yapılmamış. PDF olarak gönderildiğini söylediler ama hayır, bana gelmedi.
- Instagram sayfamız olduğunu öğrendim ama web sayfamızda linki yok. Az önce Google'da buldum: https://instagram.com/ikevresmi
- Bir ay önce, 27 Mart 2025 tarihinde, Vakıf önemli bir davayı kazanmış, mahkeme kararını en sonda bulacaksınız. Sanırım bu bile duyurulmadı.
- İki sene önce Vakfa bir müfettiş geldiğini ve 150 sayfalık bir rapor hazırladığını biliyordum. Bu raporun gereği olarak, eski yöneticiler aleyhinde 20 kadar dava açıldığını şimdi öğrendim.
- Vakfımız önceki bir derneğin devamı niteliğinde olduğu için, vakıf senedinde dernek izleri varmış, şimdi bunlar değiştiriliyor. Mahkeme kararı ile kesinleştiği zaman, Kurucular Kurulu artık Mütevelli Heyeti olacak!
Tavsiyeler
![]() |
| Son iki yılda bana gelen İKEV kaynaklı 11 adet mail: (Maviler resmi adresten, diğerleri önceki yönetimden) Sayın Nuran Uyar'ı kutlarım, fikrini bildiren tek kişi! |
![]() |
| Vakfın komiteleri vardı eskiden, canlandırmak gerek |
![]() |
| Aralık 2024: Mart 2023 toplantısı geçersizdir |
![]() |
| Mart 2025: Vakfın mallarını geri verin |
Birinci ek -- 7 Mayıs
- 21/11/2021 tarihindeki Yönetim Kurulu halen geçerlidir
- Yok sayılan toplantıda atanan Yönetim Kurulu geçersizdir
- Daha sonra yapılan Kurucular Kurulları geçersizdir
- Şu anda mahkemede bulunan Vakıf senedi değişikliği geçersizdir
![]() |
| 15/9/2023 tarihli rapor üyelere 11 ay sonra gönderilmiş. Göz ardı ettiğim bu raporda kurucu üye olmadığım yazıyor. |
![]() |
| https://karamandan.com/makale/23398341/ahmet-tek/ikevde-neler-oluyor |
![]() |
| Gemiyi batırmadan sahile çıkartıp genç bir kadroya teslim etmeliyiz |
İkinci ek -- 12 Mayıs
- Daha sonra yapılan
Kurucularbütün kurullar geçersizdir - Vakıflar Genel Müdürlüğü temyiz sonucunu bekliyor
Dün gece yayınlanan son yazınızı ilgi ile okudum. İKEV kurucularına yazdığım mektubu aynen kullanmanıza memnun oldum, link vermeyişinize üzüldüm. Mektubun aslına ve eklerine şuradan ulaşılır. Mektupta açıkladığım gibi, beni kurucu üye değil, "kurucu üye varisi" olarak düzeltmenizi ve yukarıdaki linki eklemenizi rica ederim.
Üçüncü ek -- 25 Mayıs
İstanbul Karamanlılar Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kuruluna:Vakfınızdaki her türlü üyeliğimi sonlandırmak istiyorum. Vakıftan ayrılma işleminin yapılmasını ve bana ait bütün iletişim bilgilerinin (telefon ve e-mail) silinmesini saygılarımla rica ederim.
![]() |
| Sayın Haluk Tuncel'in üç yıl önce yazdığı satırlar |
21 Ekim 2024
Vefa ve "Eski dostlar"
21 Ekim 2024 -- İstanbul Teknik Üniversitesi
![]() |
| İTÜ Güneş saatinin önünde üç ihtiyar Yorgo İstefanopulos, İbrahim Eksin, Akif Eyler |
Ağustos sonunda sıcaklar azalırken eski bir arkadaşım, İbrahim Eksin aradı: "Hocam, 40 yıl önce doktora tezimde birlikte çalıştığımız iki hocamı İTÜ'ye davet etmek istiyorum." Ne güzel dedim, vefalı insanlar henüz bitmemiş, kırk yıl aradan sonra bugün bir araya geldik.
Bu toplantı bana 50 yıl önce, Boğaziçi Üniversitesinin ilk yıllarında ders aldığım kıymetli hocalarımı hatırlattı: Fizik bölümünde Haluk Beker, Matematikte Attila Aşkar, Makinede Michael Green, Elektronikte Yorgo Hoca... Ortak hocamızın MIT'den sonra BÜ'ne dönüş hikayesini kendisinden dinleyelim:
1971 yılında Boğaziçi Üniversitesi kuruldu. 1972 yılında da ben geldim. O zaman bir heyecan yaratmış olmalıyım, Amerikalıların bir kısmı kalmış fakat Türk hocaların hepsi yaşlıydı. Aralarında en genci Sabih Tansal vardı sonradan rektörümüz de olmuştu. Ben 28 yaşında hoca olarak geldim, öğrencilerim 22 yaşındalardı. Aramızda az yaş farkı vardı, hepsiyle arkadaş olmuştuk ve yepyeni dört ders açmıştım.
https://haberler.bogazici.edu.tr/tr/haber/ben-ancak-evde-oturursam-hastalanirim
Bu hocaların yazdığı referanslarla, Osman Balcı'nın benim için yaptığı başvurulara olumlu cevaplar geldi. Hocalarımın yolundan doktoraya gittim ve beş yıl beş gün sonra memlekete döndüm. İşte İbrahim Hocayı da o zaman tanıdım. Yorgo Hoca ile doktora tezi üstünde çalışıyordu ve bir noktada tıkanmıştı. Beni eş-danışman yaptılar ve çalışması ivme kazandı:
![]() |
| Doktora öğrencilerim içinde açık ara ilk sırada Eksin |
![]() |
| Eksin ve iki hocası İTÜ girişinde |
Göletin yakınında yürürken, orta yaşlı koşucu bir hocaya rastladık. Bizden iki eleştiri aldı ama olumlu karşıladı ve koşmaya devam etti:
- Bu yaşta bu kadar koşulmaz, bak nefes nefese kalmışsın!
- Neden taş zeminde koşuyorsun, aşağıda koşu pistimiz var...
![]() |
| Eyler, Eksin, İstefanopulos Arka planda İTÜ göleti |
Bir süre İTÜ arazisinde dolaştıktan sonra bir yerde oturup çayımızı yudumladık. Hocalar ilginç hatıralarını paylaştı. Güzel bir gün oldu, sonraki toplantımızı Moda iskelesinde yapmaya niyetlendik...


































