23 Ağustos 2026

Noter Sokakta Dere

Pazar

Bizim fırın saat 7'de açılıyor. Sabah hem hava hem ekmek almak için erkenden yürüyüşe çıktım. Daha 50 metre gitmeden, yolda su sızıntısı gördüm. "Vatandaşlık görevidir, bunu İSKİ'ye bildireyim" dedim. Eve dönünce acil 155'i aradım, 158'e yönlendirdi. 158 (İSKİ) uzun anonslardan sonra "sizi vatandaş temsilcisine bağlıyorum" dedi. İçim ferahladı, müşteri değil vatandaş olarak görülmek hoşuma gitti doğrusu. Lakin temsilci falan çıkmadı. Robot ses "iski.istanbul adresinde sıra beklemeden hizmet alırsınız" dedi.

Adresi verilen web sayfasında "su kaçağı" diye bir şikayet vardı ama oraya girince "Arıza Kesinti"den başka bir menü bulamadım. Benim ihbar etmek istediğim arıza bir aboneyle ilgili değil ki, sokakta bir su kaçağı... Hepimizin suyu akıp gidiyor.

158'i tekrar aradım, uzun anonsları tekrar dinledim ve bu sefer arıza bildirimini seçtim. Telefona 9 basamaklı doğrulama kodu geldi: 461209038. Bu kadar uzun teyid kodu hiç görmemiştim. Şikayetleri önlemek için kasten mi böyle yapılmış acaba? Neyse ki arıza bildirimini başardım, fakat o da ne? Noter Sokak yerine ilgisiz bir adres girilmiş.

7:43'te ilk ihbar

Saat 9'da tekrar çıkıp baktım, sabah serçe parmağı kadar olan akıntı şimdi baş parmak kalınlığında. Bu sefer belediyeyi aradım: 153. Hemen İSKİ'ye aktardılar, temsilci yine ortada yoktu. Tekrar aradım, "beni İSKİ'ye bağlamayın, orada kimse yok" dediysem de yine sonuç alamadım. Üçüncü aramada "şikayet kaydı açmak istiyorum" deyince bir adım ilerledik:

9:07'de İBB 153 Çözüm Merkezi

Çözüm Merkezinde şikayet şöyle kaydedilmiş:
BİR KAÇ DEFADIR ARADIM FAKAT İSKİYE ULAŞAMIYORUM ... YOLDAKİ SU KAÇAĞINI BİLE BİLDİREMİYORUM SİZE

Görevini yapmış bir vatandaş rahatlığıyla başka işlerime baktım. Öğleden sonra camiye giderken akıntının daha da arttığını esefle gördüm. 158'i yine aradım, uzun anonsları tekrar dinledim, uzun teyid kodunu bir daha yazdım, web'den bir daha arıza bildirdim:

14:12'de ikinci ihbar

Dikkatle "Noter sokak" seçtiğim halde yine başka bir sokak çıktı. Arızayı bulmak için beni aramaktan başka çareleri yok -- 8 saat oldu, henüz arayan olmadı.

İSKİ ile görüşme listesi

Bunları yazdıktan sonra 158'i tekrar aradım ve nihayet bir temsilci buldum. Derdimi anlattım, "iletiyorum" dedi. Bundan önceki kayıtlar hatalı olduğu için işleme alınmamış. Hata yanlış sokak: ben "Noter" yazdığım halde yazılım farklı bir sokak kaydetmiş. Sözde işimizi kolaylaştıracak olan otomatik yazılım, verdiğim adresi ısrarla bulunamayacak bir noktaya fırlatıyor. İnsan eli değmeden iş çözülsün diye kurulan sistem, işi karıştırmak üzere programlanmış.

"Başka bir şikayetiniz var mı?" dedi, "yok kızım, sağolun" dedim. Benim açımdan konu kapandı, ama su akmaya devam ediyor. Böyle giderse, yolun üstünde sık sık tamir gören parkeler yine çökecek. Akşama doğru ekip gelmiş, taşları kaldırıp altına bakmışlar, işin zor olduğunu görünce etrafını çevirip gitmişler:

Noter Sokakta Dere

Ertesi gün

Sabah 7'de baktım, korktuğum gibi yol çökmemiş, ama akıntı aynen devam ediyor. Bizim küçük derede kargalar banyo yapıyor.

Sonradan öğrendim ki, komşumuz Şükrü Çalım da dün defalarca şikayet bildirmiş. Öğleye kadar 30 saat oldu, acil çağrılarımıza cevap alamadık.

Öğleden sonra İSKİ ekibi geldi. Delik boruyu tamir edip çukuru kapattılar. İkinci günün sonunda acil sorun çözüldü. Yakında kaldırım ekibi gelir burayı düzeltir. Yol epeyce hasar gördü, yol tamir ekibi de gelir, görevini yapar...

İSKİ Yöneticilerine

Zayıf ihtimal ama, bu yazı sayın yöneticilerin dikkatini çekerse, lutfen telefondan ve web sayfanızdan acil ihbar yapmayı deneyin. Ne kadar zor olduğunu göreceksiniz. Oysa vatandaşın işini zorlaştıran bu karmaşıklığı ayıklayıp, formu değil derdi dinleyen basit bir sistem kurmak hiç zor değil. Su kaçağını engellemek zaman alabilir ama doğru çalışan arayüzler biraz zahmetle tasarlanabilir.

Bir ay sonra

Başvurumuz sonuçlanmış. Sorun sokaktaki su kaçağı idi, sanki çağrı merkezini şikayet etmişim gibi yanlış anlamışlar.

18 Ağustos 2026

Duvardaki Adalet

YouTube dün bana 2012 tarihli bir haber gösterdi. Yıllar önce kaydedilmiş bir videonun bugün karşıma çıkması, o gün verilen mesajın eskimediğini, seneler geçtikçe kıymet kazandığını ve zamanlar üstü konumunu hatırlatıyor.

Adaletin Sözleri: Duvardaki Yazılar

Harvard Hukuk Fakültesinin 2012 yılında hayata geçirdiği "Words of Justice: The Writing on the Walls" (Adaletin Sözleri: Duvardaki Yazılar) sergisi ve bu vesileyle duvara nakşedilen o eskimez beyan, adalet kavramının mahiyetini düşündürüyor.

Fakülte binasının duvarlarına insanlık tarihinin adalet anlayışına yön vermiş sözleri işlemek için akademik bir çağrı yapıldı. Toplanan 350'den fazla teklif ve alıntı, akademisyenlerden oluşan bir kurul tarafından titizlikle incelendi. Seçilen 33 ifade arasında MÖ 600'lerden günümüze uzanan geniş bir zaman aralığında; Augustin, Magna Carta, Blackstone, Benjamin Franklin gibi isimlerin yanı sıra Kurân-ı Kerim'den bir alıntı yer aldı. Duvara işlenen Nisa Suresi 135. ayet:

Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, ana babanız ve yakınlarınız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olun. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah onlara (sizden) daha yakındır.

Akademik kurul bu ayeti, hukukun en zor ve en kutsal sınavını ifade ettiği için seçmişti: Kendi öz çıkarına veya yakınlarına karşı dahi adil olabilmek.

Nisa Suresi 135. ayet

Çölün ortasında doğup büyüyen, okuma yazma bilmeyen, dünyevi bir güç odağına dayanmayan, "Abdullah'ın yetimi" (salat ve selam ona), nasıl oldu da çağları aşan bu adalet beyanını insanlığa tebliğ edebildi? Bu soru, hukuku sadece güç ilişkilerinin bir ürünü gören seküler anlayış için bir muammadır. Güçlü olanın haklı sayıldığı bir toplumda, kendi çıkarlarını dahi adaletin altında tutan bir ilkeyi dile getirmek, ancak ilahi bir vahyin tezahürüdür. O beyan, cahiliyet taassubunu yıkmış, adaleti vicdanın merkezine oturtmuştur.

Tek tek, elle yazılmış

Adalate Dair Esaslar

* Adalet arayışı tek bir kültüre, yere ya da zamana ait değil. Batıdaki bir fakültenin duvarında doğunun vahyinin yer bulabilmesi, adaletin insanoğlunun ortak fıtratında var olduğunun kanıtıdır. Hangi inanca mensup olursa olsun, zulme uğrayan her insan aynı acıyla adaleti arar.

* Yönetimler, idareciler ve güç odakları haksızlığa sapabilir. Ancak toplumların büyük çoğunluğu adalete ve hakkaniyete meyillidir. Yeryüzünde zalimlerin sesi çok çıksa da, vicdan sahibi kitlelerin sessiz adalet arzusu her zaman daha köklüdür.

* Tarih, adaletsiz sistemlerin ve zalim iktidarların gelip geçici olduğunu defalarca ispat etmiştir. Gece ne kadar karanlık olursa olsun sabaha erer; zulüm ne kadar koyu olursa olsun fıtrattaki adalet ışığını söndüremez. Zulüm baki değildir; kalıcı olan ancak adalettir.

Seçilen 33 sözü tarih sırasında kaydetmişler:


Magna Carta
"Hiç kimseye hakkı veya adaleti satmayacağız, hiç kimseye bunu reddetmeyeceğiz ve geciktirmeyeceğiz." (1215)

Benjamin Franklin
"Çok yumuşak yasalara nadiren uyulur; çok sert yasalar ise nadiren uygulanır." (1733)

Sir William Blackstone
"On suçlunun kurtulması, bir masumun acı çekmesinden daha iyidir." (1809)

Elizabeth Cady Stanton
"İnsanın uyamayacağı ve uymayacağı yasalar yapmak, tüm yasaların küçümsenmesine hizmet eder."(1848)

Martin Luther King Jr.
"Ahlak yasalarla sağlanamaz, ancak davranışlar düzenlenebilir. Mahkemeler kalbi değiştiremez ama kalpsizleri dizginleyebilir." (1963)

Kaynak: Words of Justice


7 Ağustos 2026

Blogdan Kitaba

Hayatın esas sorusu, kitabın ismi oldu

Dijital dünyada yıllardır biriktirdiğim sanal notların basılı bir kitaba dönüşeceği hiç aklıma gelmezdi. Nisan ortasında bir Cumartesi sabahı, Hocaların Hocası Sabahattin Zaim'i (1926-2007) anma ve hatırlama toplantısına katıldım. Henüz toplantı yerine ulaşmadan Ali Demir bir mesaj gönderdi: "Sizin blog yazılarını SEKAM kitap olarak yayınlasa nasıl olur?" Doğrusu, öteden beri basılı kitapların devrinin kapandığını, web adresinden mahrum kalan basılı malzemenin fazla ömrü olamayacağını savunan biri olarak aklımda böyle bir fikir yoktu.

Ali Demir'den gelen teklif

Kahvaltı sırasında konuştuk, fikir bana da cazip geldi. Aslında savunduğum ilkeye ters düşmüyordu: Zaten web ortamında yaşayan yazılardan bir kısmını seçip bastırmak, o sayfaların sanal varlığına zarar vermeden kâğıda aktarılması demekti. Aynı gün ikinci mesaj geldi: "Kitabımızın ön sözünü yazdım." Ali Hocam gerçekten hızlı başladı, eski (ve hakiki) talebem Ercan Öztemel'den de destek istedi.

Birkaç gün sonra yine SEKAM'da Burhanettin ve Hikmet Hocaları ziyaret ettik. Kitabın içeriği Merkezin ve Vakfın misyonuyla örtüşmediği için farklı bir yayınevi arama kararı aldık. Lakin bana güzel bir çalışma konusu ve motivasyon çıktı: "Kurân deryasında bir kayık." Böyle bir başlık misyona daha uygun olabilir.

Bir hafta sonra Ercan Hoca maharetini gösterdi, yarım gün içinde 50 kadar yazı seçip Word dosyası halinde bizimle paylaştı. Editörlerimiz her yazıya "Sözün özü" kısmını eklediler. Süreç o kadar hızlı ilerledi ki iki hafta içinde kitabın V2 taslağına ulaştık.

Basılan kitabın sürümleri

Haziran ayında Ali Hoca muhtelif yayıncılarla görüştü. Kitapyurdu KDY sistemini inceledik ancak telif hakkının tamamen devrini şart koştuğu için bize uygun gelmedi. Bir düzine yayıncı arasından vizyonuyla en öne çıkan Çıra Yayınları oldu.

Çıra Kitap nasıl çalışıyor?

Önce kitap taslağını Word formatında alıp inceliyorlar. Yayınlamaya değer bulunursa baskı maliyeti yazardan, dağıtım onlardan olmak üzere bir anlaşma yapılıyor. Telif haklarının devri konu olmadığı için, ilk baskıdan sonra anlaşma iki tarafı da bağlamıyor, yazar başka bir yayıncı ile devam edebiliyor.

https://cirakitap.com/ben-neyim-1

Temmuz başında Çıra Yayınlarından Şakir Kurtulmuş ile yaptığımız Zoom görüşmesinde anlaşmayı sağladık. Ayın ortasında kendisini ziyaret ettik: Kitap Kokusu. (Web sayfasının basılı malzeme karşısındaki avantajlarını o sayfada anlatmıştım) Üç hafta gibi kısa bir sürede kapak, tashih, düzenleme ve baskı işleri tamamlandı ve 1000 adet basılı kitap bugün elimize ulaştı. 

Matbaadan gelen kitaplar

Yapay zekâ

Kitapta kullanılan yazıların çoğu, yapay zekânın yaygınlaşmasından önce yazılmıştı. 2023 tarihli iki yazı, LLM (geniş dil modelleri) günlük kullanımını anlatıyor. 2026 tarihli yazıların dördünde Gemini'dan yardım aldım. "15. İyileşmek" başlıklı yazı, tamamen yapay zekâ ürünü bir kurgu. Ayrıca kitabın kapak resmini ve "16. Minibüste" resmini, yine Gemini hazırladı. Ne istediğinizi bilerek sorunca, güzel bir yardım imkanı sağlıyor.


Teşekkür

Yirmi yılı aşkın bir süredir dijital dünyada (Blogger ortamında) kelimelerle ördüğüm dağınık yazılara “eser” olarak kıymet verilmesi, derlenip toplanması, ömrümün sonlarında yaşadığım en ilginç projedir. Kendi sesimi ve tarzımı olduğu gibi muhafaza ederek; her yazının ruhunu “Sözün Özü” ile taçlandıran, seçtikleri yazıları ilmek ilmek işleyen kıymetli dostlarım ve meslektaşlarım Ali Demir ve Ercan Öztemel’e gönülden teşekkürlerimi sunarım.

Kitabı bir ay içinde sanal halden kağıt ortamına getiren Çıra Yayınlarına, özellikle Şakir Kurtulmuş’a ayrıca teşekkür ediyorum. Benim için bu çalışma, eski yazıları bir araya getirmekten başka, bir ömrün gözlemlerini dostluğun yardımı ile geleceğe bırakmaktır. Onların geniş vizyonu ve titiz editörlüğü sayesinde, blog kayıtları daha geniş bir okuyucu grubu bulacak.

Dijital izler kağıt üstünde

https://maeyler.github.io/Sunumlar/blog
Bu link kitabın sonundaki kare kodun içinde