14 Temmuz 2026

Kitap Kokusu

Sanal kitapların basılı kitaplara açık üstünlüğü, kağıt kitabı öldürmedi. Aksine, şimdi eskiye göre daha fazla sayıda kitap yayınlanıyor. Belki az sayıda basılıyor, ama baskı imkanları ve okuyucular azalmıyor, artıyor.

Zamana direnen raflar Kaynak


Web Sayfasının Avantajları

  • Matbaada gözden kaçan tek bir dizgi hatası veya yanlış bilgi, binlerce baskıda kalıcı hale gelir, düzeltilemez. Web sayfası ise adeta canlıdır. Bir imla hatasını düzeltmek, yeni bir kaynak eklemek veya değişen bir bilgiyi güncellemek hiç sorun değil.
  • Geleneksel kitap sizi basılı metinle baş başa bırakırken, web sayfası metne geniş bir perspektif kazandırır. Tarihi bir olaya, bir haritaya, bir makaleye, konuyla ilgili bir ses kaydına/videoya doğrudan bağlantı (link) verebiliriz. Okuyucu metnin içinde derinleşebilir.
  • Basılı bir kitabın kitlelere ulaşması dağıtım ağlarına, yayınevlerine ve reklama bağlıdır. Webde ise arama motorları kitabın her kelimesini indeksler. Dünyanın diğer ucundaki bir okur, aradığı birkaç kelime sayesinde doğrudan ilgili sayfaya ulaşabilir.
  • Geleneksel yayıncılıkta talebi azalan kitapların baskısı yapılmaz ve eser "tarihe gömülür". Webde yayınlanan bir kitap için tükenme riski, depolama maliyeti, baskı masrafı yok. Kitap, yayınlandığı ilk günkü gibi her an herkesin erişimine açıktır.

Öte Yandan, Kâğıt Kitaplar...

  • Kâğıdın kokusu, dokusu, sayfaları çevirmenin yarattığı keyif ve kitabın elde tutulan ağırlığı... Kâğıt kitap, ekranların sunduğu dikkat dağıtıcı unsurlardan uzak, kesintisiz bir odaklanma sunar.
  • Kâğıt kitap somuttur; kitaplık raflarında zamana karşı direnir. Bir kitaba sahip olmak, bir nesneye sahip olmaktır. Web sayfalarına böyle sahip olamazsınız.
  • Sahafları gezmek, kitap ayraçları, sayfa kenarına notlar düşmek, yazarın imza gününde sıraya girmek... Kâğıt kitap okumak bilgi edinmeyi aşan bir faaliyet. 

Bana öyle gelir ki, asıl sebep kitap kokusu!


Çıra Yayınları

Bugün Ayvansaray'da Şakir Kurtulmuş ile görüşmek üzere Çıra Yayınlarını ziyaret ettik, muhterem bir arkadaşla birlikte. Daha kapıdan girerken, kağıt ve mürekkebin ortak izi olan "kitap kokusu" beni esir aldı. Evet, kağıt kitaptan bu nedenle vaz geçemiyoruz.

1950'lerde ana vatana dönmüş, muhacir bir ailenin çocuğu olan Şakir Bey'in 20 kadar kitabı yayınlanmış, çoğu şiir kitabı. Oradaki binlerce kitaptan birini alıp okudum:

Bir Göç Hikayesi -- Şakir Kurtulmuş
https://cirakitap.com/uzakta-bir-tren-sesi
Okunmasını kesinlikle tavsiye ederim, toplumun hafızası böyle güçlenir...


Yazarın şiirlerinden çarpıcı bir örnek:
Tesbih -- Şakir Kurtulmuş
İnsan ömründe böyle bir tek iz bıraksa yeter...

Haliç vapuru ile döndük, başka bir yerde anlatmıştım:
https://gozlemler.blogspot.com/2026/06/deniz-havas.html

8 Temmuz 2026

İki Şâir, Üç Bestekâr

Dolaşımdan kalkmak üzere olan 100 TL üstünde Itrî'nin resmi

Şair Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958), besteci Buhurîzâde Mustafa Itrî (1635-1712) hakkında şu mısraları yazmış:

Büyük Itrî'ye eskiler derler,
Bizim öz mûsıkîmizin pîri;
O kadar halkı sevkedip yer yer,
O şafak vaktinin cihangîri,
Nice bayramların sabâh erken,
Göğü, top sesleriyle gürlerken,
Söylemiş saltanatlı Tekbîr'i.
Kaynak

Yahya Kemal'in Itrî hakkında yazdığı şiirin sözleri ve notaları

Mûsıkîsinde bir taraftan dîn,
Bir taraftan bütün hayât akmış.

Itrî, tekke ve cami mûsıkîsinde (Segâh Tekbiri, Salat-ı Ümmiye) tanındığı gibi; aynı zamanda kâr, beste, semai ve şarkı gibi dünyevi formlarda de dehasını ortaya koymuştur. Onun müziğinde kutsal olan ile insani olan, huşu ile neşe iç içedir. Hayatın tüm renkleri onun nağmelerinde kendine yer bulur. Cinuçen Tanrıkorur (1938-2000) bu unutulmaz şiiri Mâhur makamında ve Kâr formunda (Mâhur Kâr) besteleyerek mûsıkî mirasımıza kazandırmıştır.


Bu mısraların yayınlanmasından 5-6 yıl önce, başka bir şair başka bir bestekârın dilinden, kendi iç fırtınasını ve umutsuz ruh hâlini anlatıyordu:

Zafer hayâlini geçtim, halâs ümîdi uzak!  Kaynak

Safahat'ın 1933'te yayınlanan son cildinin son şiiri: Sanatkâr. Hiç gitmediği Boston şehrinden bindiği hayali bir trende, Mehmet Akif Ersoy (1873-1936) kendi devrinin ud bestecisi Şerif Muhittin Targan'ı (1892-1967) konuşturuyor. 


Tutunduğum iki bîçâre tahta parçasıdır,
Nasıl bu dağ kesilen dalgalarla çarpışılır?
Bulutların yayılır perde perde kâbûsu;
Çöker fezâlara artık leyâlin en koyusu.

Umutsuzluğun zirvesi



(TAMAM DEĞİL -- düşünüyorum)