8 Temmuz 2026

İki Şâir ve İki Bestekâr

Dolaşımdan kalkmak üzere olan 100 TL üstünde Itrî'nin resmi

Şair Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958), besteci Buhurîzâde Mustafa Itrî (1635-1712) hakkında şu mısraları yazmış:

Büyük Itrî'ye eskiler derler,
Bizim öz mûsıkîmizin pîri;
O kadar halkı sevkedip yer yer,
O şafak vaktinin cihangîri,
Nice bayramların sabâh erken,
Göğü, top sesleriyle gürlerken,
Söylemiş saltanatlı Tekbîr'i.
Kaynak

Yahya Kemal'in Itrî hakkında yazdığı şiirin sözleri ve notaları

Mûsıkîsinde bir taraftan dîn,
Bir taraftan bütün hayât akmış.

Itrî, tekke ve cami mûsıkîsinde (Segâh Tekbiri, Salat-ı Ümmiye) tanındığı gibi; aynı zamanda kâr, beste, semai ve şarkı gibi dünyevi formlarda de dehasını ortaya koymuştur. Onun müziğinde kutsal olan ile insani olan, huşu ile neşe iç içedir. Hayatın tüm renkleri onun nağmelerinde kendine yer bulur. Cinuçen Tanrıkorur (1938-2000) bu unutulmaz şiiri Mâhur makamında ve Kâr formunda (Mâhur Kâr) besteleyerek mûsıkî mirasımıza kazandırmıştır.


Bu mısraların yayınlanmasından 5-6 yıl önce, başka bir şair başka bir bestekârın dilinden, kendi iç fırtınasını ve umutsuz ruh hâlini anlatıyordu:

Zafer hayâlini geçtim, halâs ümîdi uzak!  Kaynak

Safahat'ın 1933'te yayınlanan son cildinin son şiiri: Sanatkâr. Hiç gitmediği Boston şehrinden bindiği hayali bir trende, Mehmet Akif Ersoy (1873-1936) kendi devrinin ud bestecisi Şerif Muhittin Targan'ı (1892-1967) konuşturuyor. 


Tutunduğum iki bîçâre tahta parçasıdır,
Nasıl bu dağ kesilen dalgalarla çarpışılır?
Bulutların yayılır perde perde kâbûsu;
Çöker fezâlara artık leyâlin en koyusu.


(TAMAM DEĞİL -- düşünüyorum)