29 Haziran 2026

Anılarımı Alıp Gidiyorum

(Yapay zekâ yardımıyla yazıldı)

Zamanın ne kadar hızlı akıp gittiğini geçen Cuma yaptığımız mezuniyet töreninde anladım. İlkokula veda ederken, okula başladığım günü dün gibi hatırlıyorum. O zaman her şey bana büyük ve korkutucu geliyordu. Şimdi ise çok güzel anılarla mezun oluyorum.

Mezuniyet gününde Hülya Korkmaz

İlk adımları Canan öğretmenimin neşe dolu ana sınıfında attım. Oyunlarla öğrendiğimiz, gülücüklü günlerde okulumu sevmeye başladım. 

Mayıs 2022 -- Canan Fındık ve ana sınıfı

Sonra Hülya öğretmenimle tam dört yıl geçirdim. Derslerin ötesinde, bir sınıf olabilmeyi, zorluklarla baş etmeyi ve kendimize güvenmeyi öğretti. Onun bizdeki emeği çok büyük. Birinci sınıfın sonunda yaptığımız Okuma Bayramı benim için çok özeldi. Harfleri tek tek öğrenirken bir gün kalın kitapları okuyabileceğime inanmak zordu. 

Haziran 2023, Okuma bayramı -- mikrofon bende

Okulun etüt saatlerinde hobilerimle tanıştım. Düşündüren satranç ve koşuşturan voleybolun tohumları hep bu okulda atıldı. İkisini de severek yapıyorum ve geliştirmeye devam ediyorum. 

Satranç turnuvası -- foto: Cenk Esiner

En çok arkadaşlarımı özleyeceğim. Birlikte güldük ve eğlendik, bazen tartıştık ve barıştık. Sınıfça otobüslere doluşup gittiğimiz, eğlenceli sınıf gezileri hafızamın en güzel yerinde kalacak!

Şimdi içimde tarifi zor duygular var. Bir yanım buradan ayrıldığı için biraz hüzünlü, ama diğer yanım bilinmeyen ortaokul dünyasının heyecanıyla dolu. Şimdi önümde yepyeni bir sayfa açılıyor. Yeni öğretmenler, yeni arkadaşlar ve yeni heyecanlar beni bekliyor. 

Harika geçen beş yılımda bana emek veren bütün öğretmenlerime, okul çalışanlarına ve aileme yürekten teşekkür ederim. İlkokulum, sen benim için hep çok özel kalacaksın. Seni ve burada biriktirdiğim güzel anıları hiç unutmayacağım. 




Rüya Ada Eğler

Toplu resim -- Hülya öğretmenin tam arkasındayım



28 Haziran 2026

Adalet

"Evim var, ekmeğim var, adaletten bana ne..."

İlk bakışta ne kadar konforlu, ne kadar zararsız bir cümle... Başımı sokacağım bir çatı, masada sıcak bir yemek varsa, dünyanın geri kalanındaki haksızlıklar uzağımdaymış gibi gelir. Aslında, çok büyük ve tehlikeli bir yanılgıdır. Çünkü adalet, gökyüzündeki soyut bir kavram değil; evimizin temelindeki harç, ekmeğimizdeki mayadır.

Adaletin olmadığı bir düzende, sahip olduğunuz hiçbir şey gerçekten sizin değildir, gücü yeten yetene bir düzen başlar. Ve o düzende, sıradan bir insanın evini de ekmeğini de koruması imkansızdır. Adalet yoksa, hakkınızı koruyan bir şey kalmaz; kanunların değil, yalnız "güçlülerin" fermanının geçtiğini görürsünüz. Hukukun çiğnendiği yerde yolsuzluk büyür, hak eden değil, arkası sağlam olan kazanır. Alın teriniz çalındığında hakkınızı arayacak bir merci bulamazsanız, masanızdaki ekmek küçülür, küçülür ve yok olur. 

Adaletin Evrensel Sembolü: Terazi

Tarih boyunca adaleti hep elinde bir terazi tutan figürlerle simgeledik. Çünkü terazi, hassas bir dengenin ifadesidir. Hayatın her alanında bir alışveriş, bir hak ediş vardır. Terazi, güçlü ile zayıfın, zengin ile fakirin kanun önünde eşit ağırlıkta olduğunu gösterir. Eğer o terazinin kefelerinden biriyle oynarsanız, yok ettiğiniz hukukla kalmaz, toplum hayatının bütün dengesini bozarsınız.

Adaletin Evrensel Sembolü: Terazi

Bu yüzden savcılar ve hâkimler, toplumun hayat sigortalarıdır. Savcılar, adaletin peşine düşen, toplumun hakkını ve huzurunu savunan öncü güçlerdir. Hâkimler ise o kutsal kürsüde, hiçbir baskı altında kalmadan, sadece vicdanın ve hukukun sesini dinleyerek dengeyi sağlayan hakemlerdir. Onlar bağımsız, tarafsız ve cesur olduğu sürece evimizin kapısı kilitli, ekmeğimiz güvendedir. Çünkü biliriz ki, bir gün bir haksızlığa uğrarsak, sığınabileceğiniz bir "hukuk" vardır.

Savcılar ve hâkimler, toplumun hayat sigortalarıdır

Ama onlar taraflı ve ön yargılı olursa, işte en büyük tehlike. Bir gün evinize giderken, güvendiğiniz emniyet "belki suçludur" diye sizi durdurursa, güvendiğiniz savcılık "hâkim karar versin" diye mahkemeye sevk ederse, güvendiğiniz mahkeme somut delil yokken sizi tutuklarsa, böyle bir adalete nasıl güvenilir? 

Nefes alırken varlığını hissetmezsiniz ama yokluğunda boğulursunuz. Adalet lüks değil, ekmeğin mayası, çatının temelidir. Geleceğimizi, evimizi ve aşımızı korumak istiyorsak, adaleti ve onu uygulayan bağımsız yargıyı her zamankinden daha sıkı savunmalıyız.

"Teraziyi Adaletle Doğru Tutun"

Adaletin bu hassas dengesi, insanlığa sadece dünyevi bir kural olarak değil, ilahi bir sorumluluk olarak da yüklenmiştir. Rahman Suresi'nin 9. ayeti, sorumlulukları sarsıcı bir netlikle yüzümüze çarpar:

veaqîmul-vezne bilqisti velâ tuḣsirul-mîzân
(dünyada) teraziyi adaletle doğru tutun ki
(hesap gününde) mizanınız eksilmesin
https://korunmuskitap.blogspot.com/2023/09/mizan.html

Bugün dünyada elinizde tuttuğunuz, gözettiğiniz ya da görmezden geldiğiniz her terazi, yarın kurulacak o büyük ve kaçınılmaz hesap gününün provasıdır. "Bana ne adaletten" diyerek dünyadaki terazileri bozanlar, bozulmasına sessiz kalanlar, ahiret mizanlarını, yani ebedi kazançlarını kendi elleriyle eksiltirler. Dünyada hakkı doğru tartmayanın, öteki dünyada payına eksiklik düşer.

TEMA Vakfı Yöneticileri Neden Tutuklandı?

Birisi "silahlı terör örgütü üyeliği" suçlamasıyla tutuklanırsa, TC mahkemesine güvenir, "belki de öyledir" derdim. Ama o kişi yakından tanıdığım Didem (halamın torunu) olunca böyle bir ihtimal yok! Çünkü Didem ile silah, Didem terör yan yana düşünülemez. Böyle bir kişiye "terörist" muamelesi yapılınca, mahkemelere güvenim sarsılır, diğer bütün tutuklular için aynı şeyi düşünmeye başlarım. Didem birkaç gün sonra serbest kalır, lakin "adalet" kavramı zarar görür, "hakim" imajı örselenir. 

Halamın torunu ve silahlı terör örgütü?

Şu bilgileri buldum: TEMA Vakfı Yöneticileri Salı günü piknik dönüşü gözaltına alınmış. Mahkeme Cuma günü tutuklama kararı vermiş:

... 23 Haziran'da düzenledikleri eş zamanlı baskınlarda toplam 225 kişiyi gözaltına almıştı. Başsavcılık, operasyonun amacını "ülke genelindeki terör faaliyetlerinin deşifre edilmesi" olarak açıklamıştı. Emniyetteki sorgularının ardından 135 şüpheli Ankara Adliyesi'ne sevk edildi. Savcılık, bu kişilerden 6'sını serbest bırakırken, 129'unu "silahlı terör örgütü üyeliği" iddiasıyla ve tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği'ne göndermişti. Mahkeme, 103 şüphelinin tutuklanmasına karar vermişti.

 

Dört Hafta Sonra

Didem'in silahlı terörist olmadığı anlaşılmış, 28. gece serbest bırakılmış...