24 Mayıs 2008

İİBTTM Açıldı

İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi:
Prof. Dr. Fuat Sezgin tarafından Gülhane Parkında açılan bu müze, İslam dünyasının 9. ve 16. yüzyıllar arasında astronomi, coğrafya, tıp ve mühendislik gibi alanlardaki bilimsel mirasını sergiliyor.


2007 yılında bu müzeye çok emek vermiştim... en az 50 kere müze binasına gittim, çoğunda uzun toplantılara katıldım, yüzlerce kağıt belge okudum, bunun birkaç misli e-mail yazdım, nihayet bu günü gördük, şükürler olsun.

Müzenin kuruluşu sırasında yaşadığım ilginç bir olayı anlatayım: Sürecin sonuna yakın bir akşam, ​Fuat Hoca ve Bakan önde, Danışma Kurulu arkasında, müzenin odalarını tek tek geziyoruz. Hoca "Şu şöyle olsun" diyor, Bakan tekrar ediyor: "Şu şöyle olsun," İlgililer not alıyor, sonraki odaya geçiyoruz. Bir noktada Hoca durdu ve Müzeyi düzenlemek için tam yetki istedi. Bakan biraz düşündü ve "Müzeyi düzenleme yetkisi tam olarak Fuat Hocanın" dedi. Hocanın cevabı ilginç: "Zaten benim olan bir şeyi bana verdiğiniz için teşekkür etmiyorum"


Müzenin açılış haberi, İstanbul Bülteninde

TÜBİTAK açısından olayların tarih sırası

25 Temmuz 2006, Nüket Yetiş'in IGAIW ziyareti (Frankfurt)

16 Eylül, Fuat Sezgin'in Marmara Araştırma Merkezini ziyareti

16 Aralık, Gülhane Parkındaki Has Ahırlar Bakanlığa devredildi

21 Aralık, Kerim Kar ve Akif Eyler'in IGAIW ziyareti (Frankfurt)

16 0cak 2007, Protokol imzalandı (Topkapı Sarayı) 

24 Mart, ULAKBİM içinde Fuat Sezgin Kütüphanesi açıldı 

10 Nisan, İlk parti kutular Kuala Lumpur'dan geldi

31 Mayıs, İkinci parti Frankfurt ve Kahire'den geldi

02 Haziran, Kutular açıldı (Gülhane Has Ahırlar)

09 Temmuz, Müzenin resmen ilk açılışı

24 Mayıs 2008, Başbakan tarafından hakiki açılışı


Protokole imza atan taraflar

Atilla Koç, Kültür ve Turizm Bakanı
    Müzenin işletmesi

Kadir Topbaş, İBB Başkanı
    Has Ahırların tahsisi

Nüket Yetiş, TÜBİTAK Başkanı
    Malzemenin satın alınması 

Engin Bermek, TÜBA Başkanı
    Gerekli bilimsel destek 

Fuat Sezgin, IGAIW Direktörü
    Malzemenin temini


Uygulama yetkilisi: M. Hilmi ŞENALP, Hassa Mimarlık

Müze Müdürü: Hayrullah CENGİZ, Kültür ve Turizm Bakanlığı

Müzenin tesisinde TÜBİTAK

Müzede sergilenen 600 kadar alet, cihaz ve maketin İstanbul'a nakliyesi ve sergilenmesi aşamalarında maddi desteği TÜBİTAK sağlamıştır. Müzenin kuruluş döneminde, sergilenen eserlerin bilimsel içeriklerinin hazırlanması ve tanıtılması için TÜBİTAK'ın akademik birikimi devreye girmiştir. Müze, Türkiye'de "Bilim Merkezleri" kurma vizyonunun ilk örneklerinden birisidir.

TÜBİTAK tarafından yapılan harcamalar: 500.000€

Bir görev daha sona erdi


Görevin 2006'da nasıl başladığını şurada anlatmıştım:
https://eyler.blogspot.com/2006/09/fuat-sezgin.html


Birkaç Resim (Şubat 2007)

Fuat Sezgin ve onarılan çeşme


Fuat Sezgin ve Süleymaniye

Fotoğraflar: Fulya Coşkun, TÜBİTAK 


24 Ocak 2007

İki Kareden Tek Kareye

Penrose, hakikat arayışını bin sayfalık bir kitap haline getirmiş: The Road to Reality. İçindeki fizik çok zor geldi, ama matematiğini sevdim, tanıdık kavramlarla başlıyor, mesela Pisagor teoremi. Ortaokul yaşlarında öğrenip de hayran kaldığım bu hakikatin neden doğru olduğunu o zaman çok merak etmiştim. Meğer yüzlerce ispatı varmış. Penrose bunlardan ikisini öyle vermiş ki, tekrar hayrete düştüm, yeniden hayran kaldım.

Bir bilmece ile başlayalım: Farklı boyda iki kare verilmiş, bunları düz çizgilerle kesip yeniden düzenleyerek büyük bir tek kare yapabilir misiniz? Aşağıdaki şekil, bunun nasıl olacağını kolayca gösteriyor:

Büyük kare üstünde a uzunluğunu işaretledikten sonra, iki kareyi yan yana koyalım. Birbirine dik iki darbe ile kareleri beş parçaya bölelim. Üç parçanın yerini değiştirerek büyük kare kolayca elde edilir.

En sağdaki üçgenin kenarları arasında a² + b² = c² eşitliğini göstermiş olduk. 2500 sene önce İyonya'da yaşamış Pisagor'un adını taşıyan bu teoremin yüzlerce ispatından en güzel ve basit beş tanesini buraya aldım.

Teoremin cebir-geometri karışık ispatları pek hoştur:

Soldaki şekilde, her üçgenin alanı ab/2 olduğundan, (a+b)² - 2ab = c² ifadesi bir hamlede sonuca ulaşıyor.

Sağda ise, (b-a)² + 2ab = c² eşitliği aynı sonucu veriyor.

Penrose'un verdiği ilk kanıt sadece geometri kullanıyor, cebir yok:

İki üçgeni ötelemek yeter, ne sayı ne de söz gerekiyor...

Pisagor teoreminin en güzel kanıtları bence benzerlik üstüne kurulmuş:

Düşey çizginin ayırdığı iki üçgenle, asıl üçgenin benzerliği çok açık.
Küçük üçgende p/a = a/c ==> a² = pc
Büyük üçgende q/b = b/c ==> b² = qc
İki tarafı toplayıp c = p+q olduğunu görmek yeterli.

Penrose'un verdiği ikinci kanıt da aynı benzerliği kullanıyor. Şekildeki üç üçgen benzer olduğu için, herbirinin alanı uzun kenarının karesi ile orantılı. Üçgenlerin alanları S1 + S2 = S olduğundan, a² + b² = c².

Buraya aldığım ispatları Euclid beğenip de kitabına koymazdı. Çünkü hiçbiri temel aksiyomlara kadar inen bir mantık zinciri değil. (Pisagor'dan 250 yıl sonra yazılan Elements isimli geometri kitabında temellere dayanan bir ispat mevcutmuş) Ama bu kanıtlardaki basitlik ve güzelliğe hayran kalıyorum.

Referanslar
The Road to Reality: A Complete Guide to the Laws of the Universe, Roger Penrose, 2004 Jonathan Cape 1094pp

Pythagorean theorem:
Wikipedia
Mathworld
Mathsisfun
Cut-the-knot


Bu yazı, 10 sene sonra başka bir yazı dizisinin çekirdeği oldu:
https://matemacik.blogspot.com/

24 Eylül 2006

Bir müze kurmak

TÜBİTAK başkanı, eski dekanım Nüket Yetiş ve kadim dostum Abdulkerim Kar ile, Küçükyalı Pinhan'da dün iki saat görüştük, unutmamak için kısa bir not düşeyim:
Günün sonunda Kerim Hocam ve ben TÜBİTAK elemanı olduk. Açık eksiltme beş gün ile başladı. Ben tek günde direnirken, Kerim üç güne razı oldu. İlk işimiz, bir müze kurmak!

Fuat Sezgin'in özgeçmişini Frankfurt'taki merkezde buldum:

Institut für Geschichte der Arabisch-Islamischen Wissenschaften
IGAIW: Arap-İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü

1982 yılında Almanya’nın Frankfurt şehrinde kurulan, İslam dünyasının bilimler tarihindeki yerini ve dünya medeniyetine katkılarını araştıran öncü bir akademik kurumdur. Enstitünün kurucusu ve uzun süre direktörlüğünü yapan kişi, dünyaca ünlü bilim tarihçimiz Prof. Dr. Fuat Sezgin'dir.

IGAIW, Frankfurt

Enstitünün Temel Görevleri

  • Astronomi, tıp, matematik, coğrafya ve mekanik gibi alanlarda İslam medeniyetinin ürettiği eserleri incelemek.
  • El yazması eserlerin tıpkıbasımlarını yapmak ve devasa bir külliyat olan Geschichte des Arabischen Schrifttums (Arapça Yazmalar Tarihi) gibi temel başvuru kaynaklarını yayımlamak.
  • Bilim tarihindeki icatların ve aletlerin (usturlap, güneş saati, aletler vb.) yazılı tariflere dayanarak yeniden üretilen modellerini sergilemek.

https://web.archive.org/web/20100902074428/http://web.uni-frankfurt.de/fb13/igaiw/

Ertesi sabah Gülhane parkına gidip yeri aradık, surlara bitişik, ince-uzun bir bina bulduk. Belediyeye ait, ne için yapıldığı belli olmayan (*) ilginç bir yer. Google haritasında göremedim, belki de yeni yapılmış.


(*) İnce-uzun binanın niçin yapıldığını sonradan öğrendik: Topkapı Sarayının Has Ahırlar bölümü. Alt katta hayvanlar bağlanır, üst katta seyisler otururmuş. Bugünkü anlayışla, alt kat sarayın otoparkı, üst kat sürücülerin lojmanı...


Hikayenin Öncesi (2005)

Bundan 11 ay kadar önce, 2 Kasım'da şu haber çıkmıştı:
Bilimler tarihinin otorite ismi Prof. Dr. Fuat Sezgin, görenleri hayrete düşüren Frankfurt'taki İslam İlimleri Tarihi Müzesinin bir benzerini İstanbul'da kuracak. Müzede, bugün hiçbir yerde bulunmayan ve sadece İslam bilginlerinin kitaplarında kalmış matematik, astronomi, fizik, kimya, coğrafya, jeoloji ve mineraloji alanlarında 800'e yakın icat sergilenecek. Geçtiğimiz günlerde Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç ile Frankfurt'ta bir araya gelen Sezgin, kendisine yer gösterilmesi, maddi ve manevi destek verilmesi halinde İstanbul'da bir müze kurabileceğini söyledi. "81 yaşındayım. Artık yaşlandım, fazla vaktim yok. Bu işi kısa sürede bitirelim. Hem böylece vatanıma, milletime de vefa borcumu ödemiş olurum." diyen Sezgin, Türkiye'de kurulacak bir müzenin Doğu ile Batı medeniyeti arasında köprü vazifesi göreceğini belirtti. 

Haberde Süleymaniye Külliyesinin bir bölümünün bu amaca tahsis edildiği yazıyordu. Zaman içinde daha iyi bir yer olarak, Gülhane Parkının sınırındaki bu bina bulunmuş.


Günübirlik Frankfurt
(üç ay sonra)

21 Aralık sabah 6'da Kerim Hoca ile yola çıktık, 11:30'da enstitüye vardık. Fuat Hoca bizi iyi karşıladı, yarım saat konuştuk, çay içtik. Mimar Hilmi Şenalp'ın belediyeden alıp çoğalttığı planları gösterdik. Kerim, önceden aldığı güzel besmele levhasını "bismillah ile başlıyalım" diyerek takdim etti.  Sonra üç buçuk saat aralıksız dolaştık. Müzenin 14 odasını yorulmadan bize gezdirdi ve anlattı.

En çok üstünde durduğu iki konu zaman ölçümü ve konum belirleme olmuş. Çok sayıda astrolab ve saat örnekleri vardı koleksiyonunda. Gemicilerin yer belirleme yöntemlerini öyle hareketli ve heyecanlı bir anlatımla sundu ki, asla unutulmaz. "Kuzeye ya da güneye giderken enlem değişir, kutup yıldızının açısından enlemi kolayca ölçebilirsiniz. Doğu-batı yönlerinde ise boylam değişir, yerinizi bulmak için astrolab yetmez. Saati de biliyorsanız, güneşe ya da yıldızlara bakarak ne kadar yol aldığınızı hesaplarsınız."

Foto: Abdulkerim Kar

Duvarda iki resim vardı: Hocası Hellmut Ritter (1892-1971) ve çok sevdiği arkadaşı Matthias Schramm (1928-2005). "Tanıdığım en akıllı adamdı" dedi, "o gidince öksüz kaldım."

Bu binayı 25 sene önce almış. 
Her sabah 7:30'da çalışmaya başlarmış.
Hocasından aldığı bir dersi bize nakletti:
- Fuat, günde ne kadar çalışırsın?
- 10-12 saat
- Evladım, bu kadarla alim olamazsın
- ??
- Günde 15 saat çalış, her sene bir lisan öğren

Saat 16'da bir taksi çağırdı, bizi arabaya kadar uğurladı.
Yılın en kısa günü, bizim için uzun ve yorucu geçti. 
İlginç bir müze, hızlı bir seyahat, olağanüstü bir insan.

Fuat Hocanın nadir eserlerle dolu kütüphanesi

Hikayenin Sonrası 
  • Sezgin, Aramco World dergisinde (2007)
  • Eserler yerleştirildi ve Müze açıldı (2008)
  • İslam Bilimi Tarihi Araştırma Vakfı (2010)
  • Kitapların önemli kısmı İstanbul'da (2017)
  • Hocanın aramızdan ayrılışı (2018)
Ayrıntılar için, yukarıda parantez içindeki tarihlere tıklamak yeterli

29 Haziran 2006

Bunca varlık var iken...

Herkes sıkıntıya, bunalıma, depresyona girebilir.
Her yaşta, herkes, en yakınınızdakiler...
Siz farkına bile varmazsınız.

Ananız, babanız, eşiniz, çocuğunuz, kardeşiniz, dostunuz... Hepsi, herbiri sıkıntıya, bunalıma, hatta depresyona girebilir. Davranışları değişmiştir, beklentilerini yerine getiremezsiniz. Size sürekli olarak anlaşılmadığını söyler, şikayet eder. Herzamanki tatlı sözlerinizin hiç etkisi kalmamıştır.

Ne yapmalı?  Bence zamana bırakmalı, iyileşecektir. Bazıları dertleşip içini dökmek istese de, pek çoğu yalnız kalıp tek başına mağarasına çekilmeyi tercih edecektir. Bunalıma giren kişiyi rahat bırakın, üstüne gitmeyin. Onu en çok üzecek soru "Neyin var, ne oldu?" demek. Sorularınız ona yardımcı olamaz ki.


İlham kaynağımız şairlerden birer bunalım satırı hatırlayalım:

Bütün dünyaya küskündüm,
dün akşam pek bunalmıştım

M Akif

Bir de berceste mısralar vardır, okuduğunuz an çarpılırsınız hani. Yunus Emre hazretlerinin sehl-i mümteni ayarındaki mısraları gibi. Nitekim buyurur:
Bunca varlık var iken
gitmez gönül darlığı

Haydi buyrun… Bu dizeyi günde elli kere okusanız elli kere ferahlarsınız. Yalan dünyanın ardına düştüğümüz ölçüde kafamıza dank etmesi gereken bir dizedir bu ve dünyalıklar için çırpındığımız kadar gönlümüzdeki daralmanın artacağını söyleyip durur. Gönül darlığından kurtulmak için bu dizeden daha hikmetli bir öğüt, bize göre, ya hadis, ya ayet olabilir.

Son mektup --- İskender Pala

Burada söz konusu olan "hikmetli ayet" Ra'd 28 olabilir:

Evet, kalbler ancak Allah'ın zikri ile yatışır
elâ biżikrillâhi tatmeinnul-kulûb

28 Mart 2006

Eclipse vs. Rainbow

Güneş tutulması ve gökkuşağı.
İkisi de ilginç gökyüzü olayları.
Biri çok uzakta, biri atmosferde.
Biri saniyesine kadar tahmin ediliyor,
biri tahminlere sığmıyor.
İkisinin de basit açıklaması var.
Biri ayın gölgesi, biri damlaların oyunu.
Biri ürkütüyor, biri sevdiriyor.
Biri celal, biri cemal.
İkisine de hayranım.

Animation

29 Mart 2006 Türkiye saati ile 14 civarında
muhteşem bir güneş tutulması bekleniyor.
İstanbul'da 12:45-15:15 arasında görülecek.
O esnada güneş kalınca bir hilal haline gelecek,
kararma, serinleme ve rüzgar ile birlikte.

Çıplak gözle güneşe asla bakmayın.

22 Şubat 2006

MIS 590 başlıyor

Geçen sene MIS 534 başarılı bir deneme olmuştu.
Bu sene MIS 590 -- Topics in MIS (Object Oriented Design)
Birazdan, saat 19'da ilk toplantı.

Dersin amacı Object Oriented programlamanın temellerini program yazmadan öğrenmek. Laboratuvarda makine başında yapılacak. Her hafta küçük ödevler olacak.

Kullanacağımız program dili: Yok
(dil kullansaydık, Java olurdu: Neden Java?)


Kullanacağımız ana yazılım: Small Simple Safe

Java Class Library içinde bazı sınıfları çalışacağız:
  • String
  • File & URL
  • Collections: ArrayList
  • InputStream
  • Encoding & Reader
  • Collections: HashMap
  • Date & Calendar
  • 2D Graphics
  • GUI: windows & containers
  • GUI: swing components
  • Jar files
Notlar haftalık küçük ödevlerle verilecek.

Haberleşme grubu: MIS 590